Nebe' Suresi Oku
Nebe' Suresi 40 ayetten oluşur ve Amme cüzünün ilk suresidir. Kıyameti, hesap gününü ve cennet-cehennem tasvirlerini anlatır.
Kısa Bilgiler
- Sure numarası
- 78. sure
- Ayet sayısı
- 40 ayet
- İniş yeri
- Mekke dönemi
- Anlamı
- Haber
- Arapça adı
- سُورَةُ النَّبَإِ
Nebe' Suresi Hakkında
Nebe' Suresi 40 ayetten oluşur ve Amme cüzünün ilk suresidir. Kıyameti, hesap gününü ve cennet-cehennem tasvirlerini anlatır.
Sesli Dinle
Mishary Rashid AlafasyTam Sure
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
عَمَّ یَتَسَاۤءَلُونَ
Amme yetesaelun.
Neyi soruşturuyorlar?
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِیمِ
Anin nebeil azim.
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
ٱلَّذِی هُمۡ فِیهِ مُخۡتَلِفُونَ
Ellezi hum fihi muhtelifun.
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
Kella se ya'lemun.
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
ثُمَّ كَلَّا سَیَعۡلَمُونَ
Summe kella se ya'lemun.
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدࣰا
E lem nec'alil arda mihada.
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰا
Vel cibale evtada.
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَ ٰجࣰا
Ve halaknakum ezvaca.
Sizi çift çift yarattık;
وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰا
Ve cealna nevmekum subata.
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
وَجَعَلۡنَا ٱلَّیۡلَ لِبَاسࣰا
Ve cealnel leyle libasa.
Geceyi bir örtü yaptık;
وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰا
Ve cealnen nehare meaşa.
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
وَبَنَیۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰا شِدَادࣰا
Ve beneyna fevkakum seb'an şidada.
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰا
Ve cealna siracen vehhaca.
Parlak ışık veren güneşi varettik;
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَ ٰتِ مَاۤءࣰ ثَجَّاجࣰا
Ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّا وَنَبَاتࣰا
Li nuhrice bihi habben ve nebata.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا
Ve cennatin elfafa.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
إِنَّ یَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِیقَـٰتࣰا
İnne yevmel faslı kane mikata.
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
یَوۡمَ یُنفَخُ فِی ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰا
Yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca.
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَاۤءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَ ٰبࣰا
Ve futihatis semau fe kanet ebvaba.
Gökler kapı kapı açılacaktır.
وَسُیِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا
Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba.
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰا
İnne cehenneme kanet mirsada.
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
لِّلطَّـٰغِینَ مَـَٔابࣰا
Lit tagine meaba.
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
لَّـٰبِثِینَ فِیهَاۤ أَحۡقَابࣰا
Labisine fiha ahkaba.
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
لَّا یَذُوقُونَ فِیهَا بَرۡدࣰا وَلَا شَرَابًا
La yezukune fiha berden ve la şeraba.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
إِلَّا حَمِیمࣰا وَغَسَّاقࣰا
İlla hamimen ve gassaka.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
جَزَاۤءࣰ وِفَاقًا
Cezaen vifaka.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
إِنَّهُمۡ كَانُوا۟ لَا یَرۡجُونَ حِسَابࣰا
İnnehum kanu la yercune hısaba.
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَا كِذَّابࣰا
Ve kezzebu bi ayatina kizzaba.
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
وَكُلَّ شَیۡءٍ أَحۡصَیۡنَـٰهُ كِتَـٰبࣰا
Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba.
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِیدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا
Fe zuku felen nezidekum illa azaba.
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
إِنَّ لِلۡمُتَّقِینَ مَفَازًا
İnne lil muttekine mefaza.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
حَدَاۤىِٕقَ وَأَعۡنَـٰبࣰا
Hadaika ve a'naba.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰا
Ve kevaıbe etraba.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
وَكَأۡسࣰا دِهَاقࣰا
Ve ke'sen dihaka.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
لَّا یَسۡمَعُونَ فِیهَا لَغۡوࣰا وَلَا كِذَّ ٰبࣰا
La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba.
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
جَزَاۤءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَاۤءً حِسَابࣰا
Cezaen min rabbike ataen hısaba.
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَ ٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَیۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا یَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰا
Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
یَوۡمَ یَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰۤىِٕكَةُ صَفࣰّاۖ لَّا یَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰا
Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
ذَ ٰلِكَ ٱلۡیَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَاۤءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
إِنَّاۤ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابࣰا قَرِیبࣰا یَوۡمَ یَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ یَدَاهُ وَیَقُولُ ٱلۡكَافِرُ یَـٰلَیۡتَنِی كُنتُ تُرَ ٰبَۢا
İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.