Abese Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yükleniyor...
Sesli Dinle
Mishary Rashid AlafasyTam Sure
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰۤ
Abese ve tevella.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
أَن جَاۤءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ
En caehul a'ma.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
وَمَا یُدۡرِیكَ لَعَلَّهُۥ یَزَّكَّىٰۤ
Ve ma yudrike leallehu yezzekka.
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
أَوۡ یَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰۤ
Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikra.
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ
Emma menistagna.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Fe ente lehu tesadda.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
وَمَا عَلَیۡكَ أَلَّا یَزَّكَّىٰ
Ve ma aleyke ella yezzekka.
Arınmak istememesinden sana ne?
وَأَمَّا مَن جَاۤءَكَ یَسۡعَىٰ
Ve emma men caeke yes'a.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
وَهُوَ یَخۡشَىٰ
Ve huve yahşa.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ
Fe ente anhu telehha.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
كَلَّاۤ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ
Kella inneha tezkirah.
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
فَمَن شَاۤءَ ذَكَرَهُۥ
Fe men şae zekerah.
Dileyen onu öğüt kabul eder.
فِی صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ
Fi suhufin mukerrameh.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ
Merfuatin mutahherah.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
بِأَیۡدِی سَفَرَةࣲ
Bi eydi seferah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ
Kiramin berarah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
قُتِلَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَاۤ أَكۡفَرَهُۥ
Kutilel insanu ma ekferah.
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
مِنۡ أَیِّ شَیۡءٍ خَلَقَهُۥ
Min eyyi şey'in halakah.
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Min nutfeh, halakahu fe kadderah.
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
ثُمَّ ٱلسَّبِیلَ یَسَّرَهُۥ
Summes sebile yesserah.
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ
Summe ematehu fe akberah.
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
ثُمَّ إِذَا شَاۤءَ أَنشَرَهُۥ
Summe iza şae enşerah.
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
كَلَّا لَمَّا یَقۡضِ مَاۤ أَمَرَهُۥ
Kella lemma yakdı ma emerah.
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
فَلۡیَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦۤ
Felyanzuril insanu ila taamih.
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَاۤءَ صَبࣰّا
Enna sabebnel mae sabba.
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّا
Summe şekaknel arda şakka.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
فَأَنۢبَتۡنَا فِیهَا حَبࣰّا
Fe enbetna fiha habba.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَعِنَبࣰا وَقَضۡبࣰا
Ve ineben ve kadba.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَزَیۡتُونࣰا وَنَخۡلࣰا
Ve zeytunen ve nahla.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَحَدَاۤىِٕقَ غُلۡبࣰا
Ve hadaika gulba.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَفَـٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّا
Ve fakiheten ve ebba.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
مَّتَـٰعࣰا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ
Metaan lekum ve li en'amikum.
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
فَإِذَا جَاۤءَتِ ٱلصَّاۤخَّةُ
Fe iza caetis sahhah.
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
یَوۡمَ یَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِیهِ
Yevme yefirrul mer'u min ehih.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
وَأُمِّهِۦ وَأَبِیهِ
Ve ummihi ve ebih.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِیهِ
Ve sahıbetihi ve benih.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
لِكُلِّ ٱمۡرِئࣲ مِّنۡهُمۡ یَوۡمَىِٕذࣲ شَأۡنࣱ یُغۡنِیهِ
Li kullimriin minhum yevmeizin şe'nun yugnih.
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
وُجُوهࣱ یَوۡمَىِٕذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ
Vucuhun yevmeizin musfirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ
Dahıketun mustebşirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
وَوُجُوهࣱ یَوۡمَىِٕذٍ عَلَیۡهَا غَبَرَةࣱ
Ve vucuhun yevmeizin aleyha gaberah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ
Terhekuha katerah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
أُو۟لَـٰۤىِٕكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ
Ulaike humul keferetul fecerah.
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.